:::: MENÜ ::::

Başladık!

Mutlu Girişimcilik Kampı‘na (Happy Startup Summercamp) gittiğimden beri bu blog serisine başlama niyetindeyim. İlginç değil mi? “Başlamak” ile ilgili bir yazı aklımda dönüp durdu ama başlayamadım… Sanırım korktum. İnsanlar ne der? Severler mi? Bugün bu yazı ile kendime de tekrar hatırlatıyorum: Biz başlarken sonra ne olur diye uzun uzun düşünmedik ki, sadece başladık, denedik! 

100 Şükür

Hannes'in çizimi ile adım adım hayale ulaşma

Hannes’in çizimi ile adım adım hayale ulaşma

Kampta ‘pitch’ (kısa sunum) yaptıktan sonra ihtiyacımızın stratejik danışmanlık olduğunu belirttim, belki topluluğun içinden bir yardım eden çıkar diye. Bunu duyan Hannes Couvreur beni dışarıda yakaladığında yanıma geldi ve dedi ki:

  1. Hayaliniz ne, elinizde sihirli çubuk olsa ne yapmak istersiniz?
  2. Diyelim ki hayaliniz gerçekleşti, o noktaya 10 diyelim. Henüz yola çıkmamışkenki halinize de 0. Sence bugün hangi noktadasınız? (Ben 5 dedim) 0’dan bu noktaya gelirken neler başardınız? 100 başarınızı yazın. (Ne 100 mü? O kadar çok şey başardık mı ki? Demedim ama düşündüm, hala düşünüyorum.) Neler yaptınız da başardınız? Bugün olduğunuz yerden hayalinize sizi götürecek adımlar, geçmişteki başarılı adımlarda gizli!
  3. 5’ten 5,5’a (ya da nerede isek onun bir yarım adım ötesine) gitmek için ne yapmanız lazımsa önünüzdeki 1 ay onu yapın.
Birkaç aydır bunu yapmak istiyorum, 100 başarımızı, daha doğrusu iyi ki oldu diye şükrettiğimiz 100 şeyi yazmak ve duyurmak. İçimden bir ses bu adımları atmış ama devam etsek mi etmesek mi, ya da nasıl devam etsek diyen başkaları da var diyor. Hem bize hem de deneyen herkese yoldaş olsun istiyorum bu 100 şükür! O zaman başlayalım mı?

Şükür 1: Başladık!

2012 yılında Kasım başlarında bir süredir Facebook’tan yazıştığım Ayşe ile sohbet etmek üzere bir kafede buluştuk. Birbirimize hayallerimizi anlattık, neler yapmak istediğimizi… Ne olmak istediğimiz de biraz vardı ama çok da net değildi. Hala da net değil.

Acaba beraber çalışabilir miyiz diye denemek için Startup Weekend’e katıldık. Ayşe Eşya Kütüphanesi (o zamanki adıyla Library of Stuff) fikrini  sundu ve fikir seçildi. O esnada Uygar Özesmi ile geliştirdiğim Good4Trust‘ı da ben sunmuştum, o da seçildi. Kim bizimle beraber çalışmak isterse olur dedik, neticede bir haftasonunda 2 sosyal iş fikrini 8 kişi geliştirdik.

Denedik ve oldu! Hem keyif aldık beraber çalışmaktan, hem Eşya Kütüphanesi Startup Weekend’den 1. çıktı. Sonraki hafta önce ekibi küçülttük, sonra Türkiye’de henüz böyle bir şey olmadığını fark ederek, biz yapmaya karar verdik. Aaa tabii bu arada ben de Uygar’a “İki girişimi birden götüremeyeceğim, Ayşe ile devam edeceğim.” dedim. Uygar’la tanışıp dost olmak yanıma kar kaldı.

Hikayenin uzun hali için ilk blog yazımızdaki yönlendirmelere bakabilirsiniz.

Kısacası, nasıl başladık derseniz:

  • Korkmadan hayallerimizi paylaştık, önce birbirimizle, sonra başkaları ile.
  • Denedik, sonunu düşünmeden!
  • Başka işlerimiz oldu, kendimizi keşfetmemize vesile olan.
  • Kapımızı herkese açtık.
  • Kısmete inandık – Allah aşkına kim düşünür yıllarca görüşmediği dalış arkadaşıyla iş kurmayı?!

♥ Çok şükür başladık! ♥

Startup Weekend’te sahneden bir an…


One Comment

Ne düşünüyorsun? Nasıl hissediyorsun??