:::: MENÜ ::::

Zihninizi İhtiyacınız Olmayan Şeyleri Almayı Durduracak Şekilde Nasıl Programlarsınız – 1. Kısım

Bu yazının orijinali 9 Mart 2015’te LifeHacker’da ‘How to Program Your Mind to Stop Buying Crap You Don’t Need’ başlığıyla yayınlanmıştır. Burada yayınlanan ilk kısmı Bahar Aykaç tarafından Eşya Kütüphanesi için gönüllü olarak çevrilmiştir.

n1s6c2m6kc07iqdyllj6[2]

Hepimiz zaman zaman gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyler satın alıyoruz. Arada sırada istediğiniz şeylerin albenisine kapılmak normal, kendinizi kontrol edebildiğiniz sürece. Eğer dağınıklıkla, görür görmez satın almayla, aldıktan sonra pişman olmayla mücadele ediyorsanız, işte size mağazadan içeri adım atmadan önce zihninizi doğru yere nasıl yönlendirebileceğiniz. Okumaya Devam Et


Sevgiler, sevgililer, kutlamalar

Sevgililer Günü kavramı sevgiyi ve sevgiliyi onurlandırmak için çok kısıtlı bir zaman sunsa da, günlük yaşamda es geçtiğim bazı anları kutlamak için bahaneleri hep çok sevmişimdir! Sevgili olarak da sadece “romantik ilişkisel kişi”ye değil, sevgimi sunduğum herkesi seçmeye çalışırım her 14 Şubat’ta. Bu vesileyle sevgili ekipdaşlarımın sevgililer gününü kutluyorum, 100 şükür yazısı olmasa da, yaşasın böyle güzel ekipler diyorum!

Peki ya Şubat’la birlikte başlayan ve peşimi bırakmayan reklamlar, kırmızı balonlar, sürekli telefonuma gelen romantik otel teklifleri, sevgilimi etkilemek için almam gerektiği söylenilen o mini elbise ve sevginin ifadesi olarak dayatılan “şu kadarcık bişi”ler ne olacak? Biraz hayal kurarsam yavaş yavaş azalacak, sonra yok olacaklar ve yerlerine sevginin, neşenin, kahkahanın, birlikteliğin ve paylaşımın yüceltildiği bir hayat gelecek güçlü ve zarif adımlarla :) O gün gelene kadar ise bu hayale biraz daha yaklaşmak benim elimde… Veee işte karşınızda Eşya Kütüphanesi’nden sevgililer gününde aşk, neşe ve paylaşımın tadına varmak için 5 öneri: Okumaya Devam Et


İş Dünyasının Hipileri Buraya!

Yazar notu: Bu yazı Optimist‘te yayınlanması için yazılmıştı, ama olmadı, kısmet değilmiş… Çok sevdiğim bir derginin kapanması, ama bilginin yok olmaması adına geç de olsa burada yayınlayalım…

Eylül ayının sonunda gittiğim Mutlu Girişimcilik Kampı’nda (Happy Startup Summercamp) bu tabela ile karşılandım: ‘Business Hippies This Way’. Üç günlüğüne İngiltere’de bir kamp alanında farklı ülkelerden ve sektörlerden, girişimci, yatırımcı ve mentorlarla beraber ‘hipi’ olmak bana çok iyi geldi. Optimist’e yazdığım bu ilk yazıda da bana iyi gelenleri bulup sıralamaya karar verdim. Hem okuyana, hem de benzer bir kampı Türkiye’de yapmaya karar verenlere iyi gelmesini dilerim.

Fotoğraf: Neil Shaw

Okumaya Devam Et




Güzel Hikayelerimiz Arttı!

Mutlu Girişimcilik Kampı (Happy Startup Summercamp) için daha ucuz olacağı için kendi götüreceğim çadırda kalmayı seçmiştim, ancak bizim çadırı Ankara’dan Yalova’ya getirmeyi unuttum. İngiltere’ye gitmeme 10 gün kala Yalova ve İstanbul’da paylaşılmış çadır var mı diye baktım, 2 kişi ile yazışmaya başladım. Çadırı olanlardan biri (Elif, namı değer pyrogaia) de aynı tarihlerde balayı için fotoğraf makinesi arıyormuş. Metrobüs durağında buluştuk, makineyi verdim, çadırı aldım. Artık ilk yurtdışı kamp deneyimim için hazırdım!  Okumaya Devam Et


Zamana Güvenmeyi Öğrendik!

Önce birkaç hayal vardı: beraber üretmek, kalbimizin götürdüğü yolu izlemek, gülmek, eğlenmek. Birkaç hayal, birkaç yapılacak iş… Yapılacaklar yapıldı, kimi hayal gerçek oldu, kimisi olmadı, nadasa, zamana bırakıldı… Sonra hayallerimiz gerçekleştikçe garip bir hayal doğurma moduna girdik. “Bu bile olduyorsa şu neden olmasın? Deneyelim görelim!” Hayaller iyi hoş da, hayaller büyüyünce yapılacak işler de artıyor, listemiz uzuyordu. Ara ara birbirimize sorar olduk “İşler yetişmiyoooor!” İyi de nereye ne yetiştiriyoruz?  Okumaya Devam Et


Yaratıcılığımızı Keşfettik!

Benim için yaptığım bir işten keyif almanın püf noktalarından biri bu: yaratıcılığımı görmek. Eşya Kütüphanesi benim için bu yolu açan işlerden. Ayşe’yi en başından beri yaratıcı buluyordum, ama artık farkındayım ki hepimiz yaratıcıyız! Bir bakıyorum Didem’in geçen hafta “hayat bazen çok tosun paşa izlemelik.” diyerek attığı e-posta Github’ta yeni bir istek olarak yerini alıyor. Ya da haftalardır aklımızda olan kitap kampanyası birden FonlaBeni’nin Facebook’ta paylaştığı bir resimle alevleniyor, ben Ayşe’ye bunu bize çevirsene diyorum, oradan birkaç gün sonra “eee” karakteri çıkıyor… Tam olarak nasıl bu noktaya geldik bilmiyorum, ama Eşya Kütüphanesi’nde öğrendiğim 3 güzel şey var:  Okumaya Devam Et


Başladık!

Mutlu Girişimcilik Kampı‘na (Happy Startup Summercamp) gittiğimden beri bu blog serisine başlama niyetindeyim. İlginç değil mi? “Başlamak” ile ilgili bir yazı aklımda dönüp durdu ama başlayamadım… Sanırım korktum. İnsanlar ne der? Severler mi? Bugün bu yazı ile kendime de tekrar hatırlatıyorum: Biz başlarken sonra ne olur diye uzun uzun düşünmedik ki, sadece başladık, denedik!  Okumaya Devam Et


Hayal Tasarlayanlar

Eğer hayalinizi zihninizde canlandırırsanız olmasına vesile olursunuz derler ya, geçtiğimiz cuma günü bizim hayallerimiz iki koca sınıfın masalarını ve duvarlarını doldurmuştu… Sanki Eşya Kütüphanesi çok iyi bilinen bir sosyal işletme olmuş, etkisini büyütmek için gazetelerde kampanyaları çıkmış… Bir de bakmışız slogan olmuş yapmak istediklerimiz: “Parayı vermeyen de düdüğü çalar!” Okumaya Devam Et


Sayfalar:12345